FoRuM Kankys
Would you like to react to this message? Create an account in a few clicks or log in to continue.

FoRuM Kankys

Toygar Börekçi İ.Ö.O.Resmi Forumu...
 
AnasayfaAramaKayıt OlGiriş yap

 

 Hançer Diş ve Çatal Kuyruk

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
_-ReNiCe-_
Süper Moderatör
Süper Moderatör
_-ReNiCe-_

Erkek
Mesaj Sayısı : 38
Yaş : 25
Nerden : Meran
İş/Hobiler : İstanbul Kıyamet Vakti
Lakap : EleMenTal Magic By Renah
Ruh Hali : Hançer Diş ve Çatal Kuyruk Mutsuz10
Rep Puanı :
Hançer Diş ve Çatal Kuyruk Left_bar_bleue0 / 1000 / 100Hançer Diş ve Çatal Kuyruk Right_bar_bleue

Müzik Türü : Hançer Diş ve Çatal Kuyruk Mtaltg7
Dikkat : <marquee>Daha kaliteli hizmet alabilmek icin Profil bilgilerinizi eksiksiz doldurmanızı tavsiye ederim !! Admin !!</marquee>
Kayıt tarihi : 12/06/08

Hançer Diş ve Çatal Kuyruk Empty
MesajKonu: Hançer Diş ve Çatal Kuyruk   Hançer Diş ve Çatal Kuyruk Icon_minitimePtsi Eyl. 15, 2008 12:08 pm

Ağır adımlarla yürüyordu. Islak ve kararmış parke taşlarda önüne düşen gölgesini izliyordu. Yıkımın üzerinden onca zaman geçmesine rağmen hala her yerin soba bacasına batıp çıkmışçasına isle kaplı olmasına şaşırdı bir kez daha.

Temiz kaldırımları görmemişti hiç, ya da çocuk sesleriyle çınlayan sokakları ve iskeleye yanaşan ada vapurunun düdüğünü duymamıştı; yıkımdan sonra doğanlardandı o. Kim kalmıştı ki zaten yıkımdan önce doğmuş olan.

Bacağı sızlamaya başladı. İksirlerini düşüp bayılacak gibi olana kadar kullanmamayı öğretmişti ilk hocası ona ama bu ağrının canını epey sıkacağını anlayınca inat etmeyi bırakıp, klanın baş şifacısının hazırladığı iksiri içti. Bir saniye içinde cinin açtığı yaradan iz bile kalmadı.

Antreponun batı girişine on kişilik deneyimli bir grup olarak saldırmışlardı. Girişi koruyan cinleri aşıp içeri girmek gibi bir planları yoktu zaten. Amaç cinlere rahat vermemekti sadece. Kendisi klanın tüm gücünü toplayıp tek ve sağlam bir darbeyle işlerini bitirmenin gerektiğini düşünse de klanın baş savaşçısı Balyoz Nazım 'ın tecrübesine güvenirdi. Nazım, cinlerin tek bir saldırıyla alt edilemeyecek kadar kalabalık ve daha da önemlisi korkak olduklarını söylemiş ve fazla kaynak harcamadan ufak saldırılarla cesaretlerini kırmanın zararsız kalmaları için yeterli olacağını da eklemişti.

Kendini bildi bileli bir savaşçıydı. Yaşını bilmiyordu ama orta yaşı geçmişti. Lodos'a katılalı yedi yıl olmuştu, tam yedi yorucu yıl. Onu yoran klanın ağır yükümlülükleri miydi yoksa Arzın Çocuklarıyla yaptığı savaşlar mıydı işte bunu tam kestiremiyordu. Kahrolası meran uşakları. Yaratıklar çocuklarımızı boğazlarken onlar hala yaratıklardan medet umabiliyorlardı. 'Meran büyüsünden sakının.', demişti klanının baş büyücüleri, 'Yoksa sizlerin de aklınızı ayartırlar ve o yaratık sevicilerden biri olursunuz.' Öfkenin bir an için damarlarında gezdiğini duyumsadı; sıcak, heyecan verici bir his. Arzın piçlerinden nefret ediyordu! "Zayıf ahmak hergeleler!". Yine de onca yaratık dururken o piçlerden birini öldürmek ona anlayamadığı bir rahatsızlık veriyordu.

Karanlık dar sokağa doğru dönerken, çocukları geldi bir an aklına. Anneleri dokuz yıl önce katledilmişti bir kurtadamın pençeleriyle. Kendi kendine "Klan binasında onlara iyi bakılıyor çıkar onları aklından" diyerek, asker disiplininin verdiği oto kontrolü sağlamaya çalıştı.

Adımları savaşçı içgüdüsüyle yavaşladı ama o, bunun bir an sonra farkına varabildi.
"Lanet olası bu sokak da neresi böyle!"
"Ahşap evden sonra yanlış bir dönüş yaptım sanırım."

Düşünce akışını gözüne ilişen bir kıpırtı kesti aniden. Adımları sokağın girişine doğru gerilemeye başlamıştı bile. Kanlı gürzünü almak için eli sırtına uzanırken sağ taraftan bir patlama duydu. Küçük bir duman bulutu ve barut kokusu...

Gürzünü kavramak için kolunu kaldıramadığını farketti. Kurşun sağ omzuna gömülüp kaslarını parçalamıştı ve belki de iki dakika içinde ölümünü getirecek olan zehrini yayıyordu. Boğazı sıkılmış gibi ciyaklayan bir insanın sesini andıran bir narayla fareadam elinde tabancayla belirdi. Sol eliyle gürzünü kaptığı gibi fareadam üzerine atıldı. "Et! Kemik! Kan!" diye bağırarak savurdu gürzünü.

Ciyaklayan çarpık yaratık, ucu kesik kuyruğu havada kalacak şekilde yere attı kendini.

Tam gürzünü tekrar sefil yaratığın üzerine indirecekken omurgasını yaran felç edici bir darbeyle olduğu yerde kalakaldı. Bir yandan adamın sırtına sapladığı hançerini tutarken bir yandan da avının şah damarını keskin dişleriyle parçalayan arkasındaki ikinci fareadamı hiç göremedi.

Yüzünde çarpık bir ifadeyle yere yığıldı. Parıldayan sarı güneş şeklindeki klan sembolü kana bulanıp kızıl bir gün batımına benzedi.

Ciyaklayarak ayağa kalktı Çatal Kuyruk; "Az daha kafamı patlatacaktı! Neden o kadar bekledin seni aptal?"
"Bir kurşunla adamın işini bitirseydin sen de o zaman!", dedi ağzından kanlar akan Hançer Diş.
O kurşun adamın içini parça parça etti. Patlayan zehirli kurşunlarımdandı o. Yere yıkılmalıydı aşağılık herif. Yine de beklememeliydin kardeşim."
"Ben de yıkılır sanmıştım işin aslı. Her neyse uzatma. Gidip paramızı isteyelim hanımdan."
"Tabii önce üzerindekileri alacağız değil mi kardeşim?", diyerek pis pis sırıttı Çatal Kuyruk.
Kanlı hançerini adamın üstünde temizleyen fareadam da benzer bir sırıtışla cevap verdi; "Elbette kardeşim!"
Lağımda ciyaklayan yüzlerce farenin sesini andıran kahkahaları Fındıkçı Remzi Sokağı'nı doldurdu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Hançer Diş ve Çatal Kuyruk
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
FoRuM Kankys :: Oyun Hileleri :: İstanbul Kıyamet Vakti-
Buraya geçin: